
Rino’s Garden ülkemizin bahçe kültürleri ve peyzaj tarihi açısından hatırlanması gereken Disperati Ailesi’nin geçmişine üçüncü kuşağın sunduğu bir saygı duruşu… Fakat bir diğer özelliği Rino’s Garden Koleksiyon Bahçesi’nin yüzünün geleceğe dönük olması.

Geçmişten geleceğe saygı duruşu…
Rino’s Garden’ın “başlangıç noktası Gardensa’nın 75 yıllık bilgi ve tecrübesini geleceğe de taşıyacak bir bahçe yapma ihtiyacı” olmuş. Ailenin üçüncü kuşak temsilcileri babalarının ve dedelerin hatırasına saygı olarak bir koleksiyon bahçesi olsun istemişler.

Umut Sakarya ve Ömer Disperati nasıl oluştuğunu anlatırlarken, “Yıllardan beri üretim-tasarım ve uygulama yapıyoruz işin aslı sorulursa hep başkalarına bir şeyler yapıyoruz, bu sefer kendimiz için bu koleksiyon bahçesini yaptık. Amacımız yılların birikimini damıtarak peyzaj mimarlığı öğeleriyle tasarlanmış bir Akdeniz bahçesi yaratmaktı” diyorlar.

Sektörün ve meslek mensuplarının yakından tanıdığı Riccardo Disperati’yi ne yazık ki 2018 yılında erkenden kaybettik. Onun hatırları, yetiştirdiği bitkileri, yaptığı uygulamaları hatırladıkça koleksiyon bahçesi fikri fikir olgunlaşmış Bodrum Dereköy’deki aile mülkünü bu bakımdan değerlendirmeye almışlar.

İçinde iki küçük yapı, otoparkı DC e-şarj istasyonu bulunan Rino’s Garden 6500 m2 civarında. Bodrum düşünüldüğünde konut alanı haline getirmek hiç de zor olmazdı. Oldukça değerli bir araziyi geçmişle gelecek arasına köprü kurar gibi bir koleksiyon bahçesine dönüştürmüşler.

Toskana esintisi…
Rino’s Garden Disperati Ailesi’nin köklerinin dayandığı Toskana peyzajının belirgin özelliklerini taşıyor. Bu bilinçli bir tercih olmuş çünkü bahçeye Gardensa’nın ilk kurucusu dedeleri Rino Disperati’nin adını vermişler. Ege ve Akdeniz Bölgesi’nin bahçesi bu. Bölgenin genel atmosferini fazlasıyla gösteriyor ve insana da hiç yabancı gelmiyor.

Bahçede 800’ün üzerinde farklı tür ve varyetede bitki bulunuyor. Bu sayı her sezon özenle seçilen yeni bitkilerle artacak gibi görünüyor. Bahçedeki bitkiler adeta bölgedeki doğanın bir parçası gibi duruyor. İçlerinde aşina olduklarımız, ilk defa göreceğimiz bölgede doğal olarak yaşayan bitkilerin akrabaları da var.

Küçük İtalyan Restoranı…
Rino’s Garden harekete geçildiğinde yolu olmayan bir tarlayken yolu açmak dahil bir buçuk yıl gibi bir sürede oluşmuş. Yerel yetkililere bir koleksiyon bahçesi yapmak istediklerini, amaçlarının bir örnek oluşturmak olduğunu, bahçede kamuya dönük faaliyetlerin de düşünüldüğünü anlatınca, yerel yöneticiler projeyi heyecanla karşılamışlar.

Dönemin valisi, il tarım müdürlüğü ve diğer yetkililer bütün yapısal ve teknik izinlerde kolaylık göstermişler ve böylece süreç çok hızlanmış. Rino’s Garden içindeki İtalyan restoranı, bahçeyi gezmeye gelenlerin nefes alması için düşünülmüş. Ya da restoran olduğu için gelenlerin bahçeyi gezip görmeleri için…

Ancak restoran klasik bir İtalyan Trattoria konsepti olarak dizayn edilmiş, leziz yemekleri klasik İtalyan mutfağına küçük Ege dokunuşları eklenerek hazırlanmış. Farklı dolgular ve soslarla hazırlanan taze makarnaları, etleri, tatlıları ve özellikle geniş şarap seçkisi ile dikkat çekici bir restoran.

Zira bahçenin tanıtımına katkıda bulunmuş bu haberler. Ancak bahçe sahipleri bu restoran nitelemesinden rahatsız olmuşlar bunu ifade ediyorlar. Bahçedeki mütevazi İtalyan restoranı bir tür sosyal tesis görevi görüyor. Bahçeyi gezerken insan en azından bir kahve içmek istiyor.

Bahçenin içindeki kaynaklar…
Bahçeyi gezdikçe sadeliği, sıcaklığı ve rahatlığı hissediyorsunuz. Bahçenin duvarları bahçeden çıkan taşlarla yapılmış örneğin. Yine bazı zeminlerde kullanılan pişmiş toprak terracotta altlarına beton kullanılmadan oturtulmuş. Yürüyüş yollarında ve basamaklarda kullanılan taşlar, çok yakındaki bir köyden çıkan kayalardan elde edilmiş.

Hasılı beton kullanımından özellikle kaçınmışlar. Rino’s Garden ekolojiye, çevreye dost bir tasarım ve malzemeyle tamamlanmış. Bahçede kullanılan bitkilerin hemen hepsi dünyadaki bitki topluluğunun yüzde onunu oluşturan Akdeniz bitki türlerinden oluşuyor… Örneğin çim yok denilecek kadar az.

Bahçeye düşen bir damla yağmur suyu bile boşa gitmiyor. Sistemin gereği olan ızgaralar ve kanallar vasıtasıyla bahçenin altına inşa edilmiş 180 tonluk havuzda toplanıyor, havuz dolduğu zaman gelen yağış yer altına filtre edilerek yeraltı suları destekleniyor. Aslında Bodrum’a örnek olacak bir uygulama yapılmış.

Üstelik yağmur hasadını planlayarak, malzemesini temin eden şirket aynı zamanda bahçenin kurucusu. Bodrum’da susuzluk çok ciddi bir sorun çünkü. Oysa Bodrum yağış alıyor… Ancak yağmur bir şekilde denize akıp gidiyor.

Rino’s Garden ise yağmur hasadının uygulamalı örneğini oluşturmuş durumda. Umarız ki Bodrum’daki büyük beton yüzeylere sahip işletmeler bu örneği dikkate alarak gerekli uygulamayı yaparlar. Ya da belki de yerel yönetimler bu uygulamayı dikkate alarak genel uygulamaya dönüştürürler.

Akdeniz koleksiyon bahçesi ve iyi bir şarap…
Rino’s Garden sadece teknik ve estetik özellikleriyle değil aynı zaman da kültürel mana da hizmet veriyor. Zaman zaman okulların düzenlendiği organizasyonlarla ilkokul ve anaokulu öğrencileri bahçeyi gezmeye geliyorlar. Çocukların bahçede örneklerle anlatılan bilgileri çok dikkat çekici buldukları söyleniyor.

Bu gezilerde öğrencilere ekosistem ve doğa konusunda ayrıntılı bilgiler aktarılıyor. Bunun gibi, öğrencilere dönük etkinliklerin artarak devam edeceğine vurgu yapılıyor. Önümüzdeki dönemde ise tanınmış ekolojist yazarlar, doğa bilimciler çeşitli söyleşi ve bilgilendirici toplantılarda gerçekleştirecekmiş.

Bahçe hakkındaki bilgilendirmeyi estetik özelliklerinden çok teknik detaylarla sınırlı tutuk. Estetik boyutu, atmosferi yaşamak ve hissetmek için gezerek görmenizi öneririz.

Eğer öğleden sonraysa, bizce Rino’s Garden’ı gezmek için yaz mevsiminde en güzel saatler saat 18.00 den itibaren güneşin etkisinin azalmaya başladığı akşam saatleri. Bahçedeki gezintinizi tamamladıktan sonra da restoranındaki lezzetleri tatma fırsatı yakalayabilir ya da yorgunluğunuzu bir kadeh şarapla atabilirsiniz.
NOT: Yazı fotoğraflar Florapulus Dergisi’nden alınmıştır.







